|
RAM' DAN ÖĞRENCİ VE VELİLERE ÖNERİLER
Rehberlik ve Araştırma Merkezi Müdürü Uzman Psikolojik Danışman Abdulkerim Işık, 2009-2010 eğitim-öğretim sezonunun açılmasına kısa bir süre kalırken öğrencilere önerilerde bulundu.
24 Eylül 2009'da eğitim-öğretim sezonunun açıldığını hatırlatan Işık,"Uzun bir tatil sonrası yeniden yoğun bir çalışma ve rahatlığın yerine düzen ve zorunlu programlılığın aldığı dönem başlıyor. Tarihi itibariyle; tüm okullarımızda eğitim-öğretim süreci öğrencilerin de aktif katılımı ile resmen başlıyor. Bu vesile ile tüm öğrencilerimizin, eğitim camiasının ve anne-babaların yeni eğitim-öğretim yılını içtenlikle kutluyor ve başarılı bir yıl geçirmelerini temenni ediyoruz.
Bu gün okula ilk defa adım atacak çocuklarımız, 6.sınıfa geçerek yeni bir bakış açısı olan SBS sınavları ile okul hayatına devam edecek öğrencilerimiz ve gençliğinde bir göstergesi olarak ortaöğretime başlayacak olan tüm öğrencilerimiz için farklı bir an ve başlangıçtır. Tüm bu bireylerin hayatlarının bu anındaki en önemli yaşantıları uyum ve kabul konularında yaşanacaktır. Milli Eğitim Bakanlığı'nın da birkaç yıldır uygulamaya devam ettiği okula yeni başlayan 1.sınıf çocuklarımızın 14 Eylül'den itibaren başlayacakları okula uyum ve
ailelerine eğitim desteği çalışmaları da konunun ne kadar önemli olduğuna açık bir vurgudur" dedi.
Ara sınıflardaki öğrenciler için de okulların eğitim-öğretim sürecine başlamalarının özel bir heyecan ve özlem konusu olduğunu kaydeden Işık, konuşmasının şöyle sürdürdü: "Artık tüm yaşantımız ve toplumsal düzenlemeler adeta okulların varlığına entegre olmuş durumdadır. Toplumun tüm kesimleri izinlerini, dışarıdaki ziyaretleşmelerini ve ekonomik hayatla ilgili tüm canlanmalar okulların tatil olması veya başlaması ile kendine çekidüzen verirler. Bu konu bile okulların başlaması ile ilgili toplumun alacağı görüntü için çok şeyi etkilemekte olduğunun açık bir göstergesidir. Yeni eğitim anlayışı da beraberinde getirdiği değişimlerin yanında artık dinamik ve gelişmeye açık eğitim ortamları ve eğitimciler gerektirmektedir. Bu beklentinin de karşılanması oranında uyum, başarı, mesleki tatmin ve mutluluk sürece renk katacaktır. Okul ve kurallı bir ortamla ilk karşılaşacak çocuklarımız için okul fobisi yada ayrılık kaygısı konusunun ele alınmasına önemli ihtiyaç hissedilmektedir. Bu konuda okulöncesi eğitimin önemi ve rahatlatıcı yönü dikkate alınmalıdır."
Çocuklardaki okuldan aşırı korku kaygısının genellikle aileden alındığına dikkat çeken Işık,"Çocuk aile içindeki düzenini, özellikle annesini kaybetme korkusu içine girer. Bu korku çocukta bilinç düzeyine gelmez ve çocuk bu korkuyu okula yansıtır. Okul fobisinin temel belirtisi; çocuğunun okuldan korkması ve okula gitmek istememesidir. Korku tüm okula karşı olabileceği gibi herhangi bir çocuğa yada öğretmene, herhangi bir derse karşı olabilir. Bazı çocuklar anne-babalarından kendini sadece okula kadar
bırakmalarını ister. Anne-baba çoğu zaman bu durum karşısında çocuğu okula göndermeyi başaramazlar. Bazı çocuklarda hiç okula gitmek istemez evde kalmak ister.
Genel olarak okul fobisi olan çocuklar; kendine güveni olmayan, kendi kendine bir iş yapamayan, anne-babaya bağımlı çocukladır. Özellikle ilköğretim okulu birinci sınıftan okula başlarken anneden ayrılma güçlüğü gösterirler. Hemen hemen bütün okul fobisi olan çocuklar aile bireyleri dışındaki yabancı kişilerle sosyal ilişki kurmakta güçlük
gösterirler ve utangaçtırlar. Daha aşırı hallerde bu çocuklar evden dışarı çıkmaktan kaçarlar ve devamlı üzüntülü görünürler. Çocukta okul fobisi bazen de bedensel yakınmalar şeklinde görülür. Mide bulantısı, kusma, uyku bozuklukları ve baş ağrılarından en sık olarakta karın ağrılarından yakınmalar görülür. Temelde psikolojik nedenlere bağlı bedensel yakınmalar o derece kuvvetli ortaya çıkar ki çocuk artık okul korkusundan yakınmaz. Bu durumda anne-baba çocuğunu okula göndermez, doktora başvurur böylece
ilk aşamada okul fobisi ile çocuk doktoru ilgilenir. Bu muayeneler sonucunda bedensel bozukluğun olmadığı ortaya çıkınca çocuk tekrar okula gönderilir. Bu durumda çocuk doğrudan okul korkusunu gösterir aynı zamanda anne-babaya karşı saldırgan ithamlar başlar. Okul fobisi olan çocuklarda bedensel şikayetler genel olarak sabahları okula gitmeden önce başlar yada Pazar akşamları görülür. Çocuğun evde kalmasına izin verildiği yada tatil günlerinde bu tür şikayetler ortadan kalkar. Okul fobisi ile okuldan kaçma birbiriyle karıştırılmamalıdır.
Okul fobisi olan çocuklar okuldan korkarlar, bu korkularını bedensel yakınmalarla maskelemeyle çalışırlar. Aşırı duygusallık gösterirler. Disiplin sorunları yoktur. Zeka seviyeleri genelde normal ve normalin üstündedir. Öğrenme ve başarı durumu yüksektir. Çocuğun okula gitmemesinden anne ve babanın haberi vardır. Oysa okuldan kaçan çocuklarda korku yoktur, bedensel yakınmalar çok seyrektir. Disiplin sorunu çok fazladır. Çocukta saldırgan davranışlar ve umursamazlık görülür. Bazen okul fobisi ile okul korkusunu birbirinden ayırmak güç olabilir. Çünkü aşırı okul fobisi sonunda çocuk okulda başarısız olabilir. Okul fobisinin ortaya çıkışında aile içi ilişkiler de önemli rol oynar. Özellikle anne ile çocuğun ilişkisi üzerinde durmak gerekir.
Ailede bir ölüm ya da ağır hastalık görülürse annenin çocuğu ile olan duygusal ilişkisi artar ve aşırı koruyucu davranışlar içine girebilir. Bu tür çocuklarda anneden ayrılma korkusu vardır, bağımsız hareket etmede ve kendine yetmede zorluk çekerler. Bunlar çocukta bedensel şikayetler şeklinde ortaya çıkar, aile çocuğun bedensel şikayetleri nedeniyle hasta olabileceğini ve okula gidemeyeceğini kabul eder. Bu nedenle çocuğun okuldan uzun süre uzaklaştırılması sosyal ilişkilerini olumsuz yönde etkilemektedir. Çocukta suçluluk duygusu gelişir. Aşırı duyarlı olan çocuğun okula uyumu zorlaşır. Okul fobisi olan çocuk okula gitmek istemediğini çünkü arkadaşlarının kendisiyle alay edeceklerini ya da verilen dersleri
anlamayacağını ileri sürer. Okul fobisinin tedavisi için; çocuğun mümkün olduğu kadar çabuk ve tekrar okula devam edebilmesini sağlamak gerekir. Okula gitmeme ne kadar uzarsa çocukta anne- babada oluşacak diğer olumsuz psikolojik belirtiler artar. Çocuğun tekrar okula başlayabilmesi için bedensel bir rahatsızlığının olmadığı çocuğa, anneye ve babaya anlatılmalıdır. Anne-babanın çocuklarını okula göndermede kararlı olmaları bu kararı düzenli uygulamaları çok önemlidir.
 Ayrıca öğretmenlerin de bu tür problemlere daha duyarlı, anlayışlı ve yardımcı yaklaşımları problemin çözümlenmesinde oldukça yararlıdır" diye konuştu.
Her şeyden önce bu tür problemler yaşandığında ilk elden rehberlik yardımının alınması ihmal edilmemelidir.
|