ADIYAMAN EĞİTİM VE…..(3)

ADIYAMAN EĞİTİM VE…..(3)


Uzman Psikolojik Danışman Abdulkerim IŞIK
Rehberlik ve Araştırma Merkezi Müdürü

Başarısızlık nedir? Sorusuna verilen en güzel cevap bitirildiğinde mutluluk vermeyen durumdur. Bunu tersinden ele alır isek bitirildiğinde mutluluk veren şey başarıdır. Bu tanımı en başta tekrar vurgulamış olalım.. Ve yine en önemli vurgulardan biri eğitim sistemimizin insan yetiştirme süreci olarak görüldüğü konusudur,oysa öncelikle ilimizde olmak üzere halk konuya daha çok meslek edinme ve ekonomik bağımsızlığını eğitim yoluyla kazanmak şeklinde görme eğilimindedir.
Toplumun istihdam problemini ise eğitim sistemi; mesleki-teknik eğitime ağırlık vererek çözme eğilimindedir. Öyleyse bu konuda eğitimdeki sistem basamakları arasında da bazı sorunların öncelikli olarak halledilmesi gerekmektedir.
Bir Çin atasözünde “Başarı için sabır ve ısrar gerekir. Ve sen; Tarlaya ilk, yatağa son giren ol”
sabır ve ısrardan sonra çok çalışmanın vurgusu oldukça manidardır.
Geleneksel yapıdaki eğitim sistemimize göre iki tip öğrencimiz vardır. Zeki olanlar ve Zeki olmayanlar. Yine Geleneksel yapıdaki eğitim sistemimize göre öğrencilerimiz de temel sorun öğrenme özürlü olmalarıdır. Peki buna birde madalyonun öbür yüzünden bakarak yorum yapsak.
Acaba biz yani toplum, onun adına eğitim sistemi ve onun adına öğretmen öğretme özürlü olamaz mıyız?
Adıyaman ilinde eğitim görmekte olan öğrencilerin psikososyal durumlarının genel bir çerçevesinin ortaya konulması, öğrencilerin psikososyal durumlarının eğitime olumlu ve olumsuz etkileri, mevcut durumun daha iyileştirilmesi için muhtemel önerilerin dile getirilmesi.2002 Yılında tüm il genelinde ilk ve ortaöğretim okullarında yapılan bir araştırma verilerine göre öğrencilerin ailelerinin gelir düzeyi ile ana-babalarının eğitim durumu araştırılmış aşağıdaki bulgular elde edilmiştir.
Gelir düzeyi ortalamaları: Düşük düzeyde : % 75 Eğitim düzeyi ortalamaları: OYD Anne: % 41,5 Baba: %16
Orta düzeyde : % 16 OY ve İlköğretim ort: % 20
Yüksek düzeyde: % 9 Yükseköğretim: Baba : % 9
Anne: % 3
İlimiz öğrencilerinin Sosyo- ekonomik düzeyi orta ve düşük düzeyde daha da yoğunlaşmaktadır. Gelir düzeyi açısından öğrencilerin % 90’ından fazlasının orta ve düşük düzeydeki ailelerden (verilerde kullanılan orta düzey bile asgari ücret olarak değerlendirilmiştir) geldiği ; öğrencilerin anne ve babalarının çok büyük bir kısmının eğitim düzeyinin düşük eğitim düzeyinde olduğu , bu aile özelliklerinin de ciddi dezavantajlar oluşturduğu söylenebilir.
Bunlara bağlı olarak da önemli ölçüde özgüven probleminin yaşandığı görülmekte, ilimizde okulöncesi okullaşma oranı ve okulöncesindeki öğrenci oranının yeterli olmaması ile de bu veri ayrıca desteklenebilecektir. Öğrencilerin hazır bulunuşluk düzeyi, kavram-beceri gelişimi ile ilgili yetersizlikler işin hemen başında yaşanan olumsuz etkenlerdir. Ailedeki genel eğitim düzeyindeki düşüklük, eğitim süreci içindeki aile sacayağının yeterli desteğinin alınamaması ile sonuçlanmaktadır.
Bu okuma alışkanlığının gelişmesi, ana-baba eğitimi ve rehberliği ile aşılabilir. Öğrencilerimize öncelikle okuma alışkanlığı kazandırmak gerekmektedir.Bu yönde il genelinde okullarımızda okuma saatlerinin oluşturulması ve öğrencilerin okuma alışkanlığına sahip olacak etkinliklerin yürütülmesi gereklidir.Öğrenme anlamaya bağlıdır, anlama yeteneğini birey okuyarak geliştirebilir. Öğrencinin duygu ve düşüncelerini daha rahat ifade edebilmesi için de bu çok önemlidir.
Ana-baba eğitimi veya ana-baba okulu çalışmalarının devam ettirilmesi ve her okul içerisinde bu gibi aile rehberliği çalışmalarıyla desteğin pekiştirilmesi önemli adımlar olacaktır.
Ayrıca öğretmenlerimizin bu yapıyı değiştirmek ile ilgili çabaları çok önemli. Öğretmen mevcut eğitimimizde birinci ve en önemli değişkendir.Diğer tüm etkileyicilerin başında gelir. Öğretmenin kalitesi eğitimin kalitesidir demek yanlış olmayacak bir bakış olacaktır. Gerger Konacık Köyü / Deyro Mezrası birleştirilmiş sınıf okutan öğretmenimizin örnek gayretinden bahsetmek istiyorum. Köydeki erkek çocukların 12 yaşından itibaren İstanbul'a çalışmak için gönderildiğini, kız çocuklarının da evlenmek için eğitimden alındığını , köy ve çevresinde okumuş bir modelin bulunmadığını, bunu oluşturmak ve o çevrenin bu kötü talihini yenmek için öğrencilerin eğitim alması adına öğrencileri arasından iyi gelişme gösteren öğrencilerinden ikisini sadece kendi çabalarıyla Rehberlik ve Araştırma Merkezine getirdiğine ve içtenlikle yaptıklarına şahit oldum.Yeni olmasına rağmen öğrencilerinin gayretinin kendisini daha iyi yetiştirdiğini ve Öğretirken öğrendiğini ifade ediyordu!!!... (Bilgiyi aktaran değil ,yeni versiyonu özümsemiş öğretmen modeli olarak ).. Benzer bir diğer örneği, Göçeri İlköğretim Okulundaki Öğretmenlerin özel çabalarıyla Anadolu Liselerine 15 öğrenci yerleştirmesiyle de pekiştirebilirim. Okul,veli,müfredat,… hepsi aynıyken, bu yeni başarıyı yakalama anında farklı olan tek şey okulun yeni öğretmenleriydi..
Başarıyı yakalayamamak konusunda ilköğretimden başlayan temel problemlerden de bahsetmek gerekiyor. İlimizde eğitimin başından beri bir matematik-fen okuryazarlığının yetersizliğinden söz etmek gerekiyor. Özellikle bu konuda yapılması gerekenler çocuklarımıza " Problemlerle başetme ve çözüm yollarını üretebilme yetisini kazandırmalıdır. Eğitimde bilgiye ulaşma sürecinde çocuklarımızda; şüphe,merak, araştırma, gözlem ve dışavurma sonucunda sentezlemeye (tümevarıma) ulaşmalarını sağlamak mevcut klasik yaklaşımlara alternatif adımlardır.
• İyi bir fen okuryazarı, önce kendi biyolojik ve duygusal yapısını tanımalıdır.
• Diğer canlılardan farklı olarak, etrafında olup biten doğa olaylarına karşı meraklı ve duyarlı olmalıdır.
• Gerek sosyal ve gerekse fene ait olayların teknoloji ve toplumla ilişkisini araştırmalı, doğru proje ve çözümler üretme gayreti içinde olmalıdır.
• Fen bilimlerine ait; ilke, yasa ve kuralların günlük hayatımıza sağladığı kolaylıklarını ve yararlarını kavramalıdır.
• Fen bilimlerinin diğer bilim dallarıyla ortak yanını araştırarak insanlığın hizmetine sunmak için çaba içinde olmalıdır.
• Bilimsel düşünme yöntem ve süreçlerini doğru kavrayarak FTT ortamına katkı sağlamalıdır.
• Öğrendiği bilgileri hem kişisel becerilerinin gelişiminde, hem de toplumun teknolojik alanda ileriye gitmesi için kullanmalıdır.
• Fen okuryazarı evrenindeki sosyal ve fen alanındaki olayları bilimsel olarak değerlendirerek toplumun ilerlemesi için çaba harcamalıdır.
• Fen okuryazarı edinmiş olduğu bilgi ve becerileri, gerektiğinde; sosyal, ekonomik, kültürel ve sanatsal alanlarda genelleştirerek toplumun hizmetine sunmalıdır.
Fen-Teknoloji-Toplum konularında duyarlı hale getirilmelidir. Bunun için bize projeler üretilemiyor ve yeni bin yılın bireyi ve eğitimi vizyonu kazanılamıyor
Tüm ülkenin problemi olan ama ilimizde daha çok yıkıcı etkiye sahip olduğunu gördüğümüz, cafe ve internet kafe, kulüp ve benzeri işletmeler, yoz bir kültürün filizlenmesine verimli araziler olarak katkı yapmaktadır. Eğitim çağının çocukları bu mekanların olumsuz etkisine açık olup yara almaktadırlar. Bu konuda yasal düzenlemeler ve mevcut uygulamalar yetersiz kalmaktadır. Yerel düzeyde de olsa gerekli kontrol ve tedbirler alınmalıdır. Bu boyutta özellikle ve öncelikle velilere büyük sorumluluklar düşmektedir.
İlimizin ÖSS ve LGS deki akademik başarı değil, yerleştirme sıralaması ile DİE istatistiklerinde İlimizin GSMH ’da alınan pay sıralamasına yakındır. 2004 LGS 'de 70,71 ÖSS'de 78. iken; GSMH’da il olarak aldığımız payda ise 75. sıradayız.Bu bilgilerin eğitimdeki başarının etkilendiği diğer değişkenler hakkında somut veriler olarak değerlendirilmesi gerekecektir. Öğrencilerimizin aldığı puanlarla gitmek istedikleri üniversite bölümleri arasında eşitsizlik yaşanmaktadır. Bunun en önemli nedeni de sosyo-politik ve ekonomik problemlerdir. Adıyamanlı öğrenci İlköğretimden yetersiz bir altyapı ile ortaöğretime gelmekte, ortaöğretim sürecinde okul müfredatı ve başarısı ile bir üniversite kazanacağına dair inancını yitirerek bu konudaki asıl hedeflerini dershane dönemi denilecek ara bir zamana ertelemekte, bu arada yeni kaygı ve toplumsal problemler çalışmalarına eşlik etmektedir.
Adıyaman’da öğrenci,aile ve eğitimciler henüz uzman personeli kullanma ve rehberlik anlayışına sahip olmak noktasında yeterli düzeye ulaşılmamıştır. Özellikle il genelinde her yıl açılan ÖSS Öğrenci Danışma Merkezlerine yeterli başvuru ve yardım isteği gelmemektedir. Oysa gelen başvuruların sonuçları ile İlimizin Ülke genelindeki yerinin değerlendirilmesi neticesinde; ÖSS Öğrenci Danışma Merkezimize 2004 sınavı ile ilgili toplam 1647 başvuru olmuş (20629 ildeki başvuru sayısı) ve il başarı oranı yerleşmede % 14.25 iken (AÖF,MYO ve Lisans toplamı)bu oran ÖSS Öğrenci Danışma Merkezimizde % 43 olmuştur. Bu desteğe bu yıl OKS yani( LGS) Danışma Merkezlerini de kattık. Özellikle veli ve eğitimcilerin öğrencileri bu merkezlerden yararlanmaları için yönlendirmeleri gerekmektedir.
Liselerimizdeki veya ilköğretimdeki öğrencilerin büyük bir bölümü son sınıfta girilen sınavla iyi bir sonuç alamayacaklarına inanmaya başlamışlardır. Üniversite veya sınavla gidilen liselere bile girebilmenin yolu olarak kesinlikle bir dershaneye gitmek olduğu yanlış inancı yerleşmiştir. Bu önyargı ve yanlış inancı gidermek,öğrencilerin güvenini bu konuda tekrar sağlamak rehberlik uzmanlarının,öğretmen ve velilerin çalışmalarıyla giderilmelidir.
İlköğretimde Yöneltme Yönergesi oldukça güzel ve gerekli çalışmalarla dolu bir süreç, bu yönergenin tüm ilköğretim okullarımızda eksiksiz ve dikkatle uygulanması oldukça yararlı olacaktır. Zaten resmi bir yükümlülük olan bu çalışmanın inanılarak ve yeterince yapılması önemlidir… Aynı yönerge hükümlerinin aslında ortaöğretimi de etkilemesi hatta bağlayıcılığı acilen alınması gereken bir tedbirdir.
Ayrıca özel eğitimde kurumsallaşma problemi yaşıyoruz. Üstün yetenekli ve zeki olan çocuklarımıza da , özürlü çocuklarımıza da yeterli eğitim imkanları sunamıyoruz. Bu konuda eğitimciler başta olmak üzere genelde ciddi anlayış problemleri mevcuttur. Bu alanda özel eğitimde kurumsallaşma probleminin aşılması önemli bir görev olarak algılanmalıdır. Değişik özür gruplarının okullarının açılması, Bilim ve Sanat Merkezlerinin açılması,…
Her şeye rağmen Adıyaman eğitimde geri kalmışlığın değil yanlış yaklaşım ve değerlendirmelerin sancısını yaşamaktadır. Verilecek doğru desteklerle konu ve süreç istenilir boyutlara getirilebilecektir.


<<Geri Bu Makale 95 kez okundu