ENGELLI TOPLUM –
ENGELLENEN INSAN - ( 2 )
Uzman Psikolojik Danisman
Abdulkerim ISIK
Rehberlik ve Arastirma Merkezi Müdürü
Geçen yazimizda
en son engellilerin dünyasinda
varolmanin ve çabalarina ortak
olmanin gerekliligi ile konumuzu sonlandirmistik.Engelliler
için neler yapabilecegimizi
vurgulamadan önce ülkemizdeki
mevcut durumlarindan ve ilimize dogru
görüntülerinden bahsetmek
gerekiyor.
Toplam 8.5 milyon engellimizin yaklasik
1.5 milyonu egitim çagindaki
grubu olusturuyor.Yani 0-21 yas grubunu.Geri
kalan çok önemli bir kismi
istihdam edilmesi gereken kesimi teskil
ediyor.Engellilerin bölgesel
dagilimina baktigimizda en az engelli
nüfusun Güneydogu Anadolu
daha sonra Dogu Anadolu bölgelerinde
bulundugunu; en çok engelli
nüfusun ise Marmara ve Karadeniz
bölgelerinde oldugunu görüyoruz.Bununla
beraber ülkemizdeki yaklasik
65.000 engellimize egitim verebiliyoruz.Sayica
fazla sayilamayacak kismina Milli
Egitim Bakanligi, Saglik Bakanligi
ve Sosyal Hizmetler Genel Müdürlügü
kapsaminda hizmet saglayabiliyoruz.
Ülkemizde özellikle zihinsel
engellilere tamgün egitim-yatili
hizmet verebilme asamasinda degiliz.Verilebilen
hizmetlerde de egitim, saglik ve rehabilitasyon
alanlarinda çok sinirli kalmaktadir.Ilimizde
de Ögretilebilir Zihinsel Engelliler
için yaklasik 16 çocugumuza
hizmet verebilen bir Egitim Uygulama
Okulu ve Is Egitim Merkezi ve Egitilebilir
Zihinsel Engelli Çocuklarimiza
yönelik il merkezi ve ilçelerimizde
7 özel Egitim Sinifinda yaklasik
150 dolayinda çocugumuza hizmet
verilebilmektedir.Ayrica ilimizin
farkli egitim kademelerindeki farkli
okullarinda 600'e yakin çocugumuza
kaynastirma egitimi verilmektedir.
Ilimizde fiziksel anlamda tanilama
ve rehberlik hizmetlerinin etkin sunulabildigi
bir Rehberlik ve Arastirma Merkezi
Binasina, öncelikle Isitme ve
daha sonra Görme Engelliler Ilkögretim
Okullarina ve çok amaçli
Rehabilitasyon Merkezine ihtiyaç
duyulmaktadir.
12. ve daha yukari yastaki engelli
nüfusun %22'si isgücüne
dahil olabilmekte ve bunun ancak %19'u
istihdam edilebilmektedir. %78'i ise
isgücüne dahil olmayan nüfusu
olusturup, bunlarin da %40'inin hiçbir
sosyal güvencesi bulunmamaktadir.Yani
engellilerimizin en önemli sorunu
egitim ve buna bagli olarak istihdam
konusunda yasanilan sikintilaridir.
Engellilerin genel ortalama olarak
%30'unun dogustan, %70'inin de sonradan
ortaya çiktigi gerçegini
düsündügümüzde;
anlayis ve yaklasim probleminin önemi
ile saglik konusunun ehemmiyeti daha
iyi anlasilmis olacaktir.
Engellilerin diger bir önemli
sorunu da engelsiz kent özlemidir.Kentte
yasiyor olmak tabi ki kentli olmak
demek degildir.Sehir planlarinin,
mimari dizaynlarin ve sosyal hayatin
tüm ayrintilarinin degisik engel
gruplarindaki insanlari da dikkate
almasi, o ortamin stressiz ve mutlu
bir ortam olmasini saglayacaktir.Çok
iyi biliyoruz ki, yilin belli turizm
dönemlerinde, bir devlet büyügümüzün
kentimizi ziyaretinde bile engelliler
için yapmamiz gereken düzenlemelerden
daha fazlasini yapiyor ve görüntümüzü
degistiriyoruz.Aksi halde gördügümüz
her olumsuz görüntü
için yüzümüzü
diger tarafa dönmek ve tadimizi
sik sik bozmak zorunda kalacagiz hem
de tebessümle yasamak duruyorken…
Ayrica resmi ve bilimsel çalismalar
yaninda engelliler için örgütlenen
kuruluslarin çalismalarindaki
koordine zayifliginin yol açtigi
yanlis yönlenmeler, parçalanmis
ve toplumda motivasyon olusturamayan
girisimler ve kavram kargasasi ciddi
zafiyetler yasatmaktadir.Bu konuda
Ülke genelinde ve Ilimizde de
"Engelliler Koordinasyon Merkezi"
yaklasiminda resmi kurumlar, sivil
kuruluslar ile engelli derneklerinin
tek çati altinda çalismalarini
yürütmesi önemli bir
baslangiç olacaktir.
Toplumsal düzeyde, özellikle
engellilerde aile egitimi ve aileye
destek saglamak da önemli bir
sorundur.Engelliler bu güne kadar
toplumun ihmal edilmis en önemli
grubunu olusturmaktadir.Bu nedenle
engellilerin ve ailelerinin yalnizligini
gidermek gerekmektedir. Özellikle
engelli çocuga sahip olmadan
önce koruyucu ve bilgilendirici
hizmetlerin verilmesi saglanmalidir.
Engelli çocuga sahip olan ailelerin
de en büyük kaygisi bu çocuklarinin
geleceklerini güvence altina
alma çabasidir.Toplum olarak,
ailelerin bu kaygisini en aza indirecek
huzurlu ve mutlu bir ortam olusturmak
temel görevimizdir.Artik engellileri
ailelere maddi yük getiren, onlarin
psiko-sosyal iklimini bozan unsurlar
olarak algilamaktan kurtarmaliyiz.Gerçekten
de engelin en büyük problemini
kabul etmek gerekir ki en çok
kisinin kendisi ve ailesi yasar.Engellilerin
ailelerinin de bilmesi gerekir ki:
"Günesi kaybettik diye gözlerimizi
kaparsak, yildizlari göremeyiz".
Bütün bunlarin yaninda bugün
durup arkamiza baktigimizda gerçeklesen
iyilesmeler ve gelismelerden de bahsedebilecek
durumdayiz elbette.Kadin ve ailelerin
bilinçlendirilmesi genel egitim
düzeyindeki yükselmeler,
saglik politikalarindaki istikrar
ve özellikle önleyici-koruyucu
hizmetler (asilama, ana-çocuk
sagligi, ana-baba egitimleri,…vb.)
bilinçlenmeyi arttirmis ve
daha genç yaslardaki engellilerin
sayisinda ülke genelinde ciddi
düsüsler görülmüstür.
Bu bilgiler bu konuda yapilacaklari
ve devam edilmesi gerekenleri açikça
göstermektedir.
Sözün özü; Çetin
sartlarimiz kolay, uzun yolumuz açik
olsun.Engellilerimize engelsiz bir
dünya mutlulugu ile….Umudu
ile…..