|
MASKELENMİŞ LİDERLİK
YÖNETİCİLİK
İnsanoğlunun dünya üzerinde var olduğu
günden bu yana , onun varlığının temel
özelliği olan psiko-sosyal bir karakterin
gereği olarak yönetmek ve yönetilmek
olagelmiştir. Tarihsel gelişiminde
en geniş anlamıyla yönetimde bazı
belirleyici faktörler etkili olmuş
ve süreci belirlemiştir. Güç, akıl,
adalet, entrika, kişilik özellikleri,
duygu(sevgi, kin,düşman varlığı,…),
farklı beceri ve yetenekler,….vb.
gibi birçok etken belirleyici olmuştur.
Bugüne kadar devam eden gelişmeler
konunun bir bilim olarak ele alınmasını
ve bilimsel esaslara dayandırılarak
konunun tartışılmasını gündeme oturtmuştur.
Yönetim ,sanatların en eskisi, bilimlerin
en yenisi olarak önümüzdedir.
Başkalarına iş gördürme, başkaları
aracılığıyla iş başarma ve amaçlara
ulaşma olarak tanımlanır. Yönetilen
unsurun ne olarak algılandığı ve kabul
düzeyi de söz konusu etkileşimi ciddi
anlamda etkiler. Bazı kuram ve bakış
açılarına göre sürü yönetimi, kalabalıklar
yada kitle algısı ,… gibi bakışlar
olduğu gibi daha ciddi,ayrıntılı ve
insana dair yeterlikler hassasiyetinde
bakışlar da oluşmuş ve öne çıkmıştır.
Artık bireyselleşme ve kendini gerçekleştirme
temasının öne çıktığı zamanımızda;
yönetim sürecinin kalıplaşmış kurallarla
ve tarzlarla sürdürülmesi imkansızlaşmıştır.
Artık yönetim süreci bizzat yönetilenler
tarafından etkilenmekte ve yeni kurallar
yaşanarak literatüre sokulmaktadır.
Buna rağmen günümüzde hala zorlanan
ve uzlaşmazlığa doğru sürüklenen bir
çok yaşantı ve yaklaşımdan bahsetmek
mümkündür.
Haberleşme, etkileşim ve bilgi paylaşımının
sınırlı ve özel olduğu zamanlardan
; artık adeta tüm gezegenin tek elden
ve aynı anlayışla küçük bir iş yeri
gibi yaşandığı-yönetildiği bir ortam
paylaşılmaktadır. Masasından Japonya,
Somali, ABD, Almanya, Arjantin ,…
in günü nasıl yaşadığı ve oralarda
alınan kararların , yapılan düzenlemelerin
neler olduğu herkes tarafından an
be an görülebilmekte ve anında kendilik
bağlamında bireysel beklenti olarak
yaşanmaktadır.
Tüm bu basit ama çok karmaşık, şeffaf
ama çok örtülü sürecin belli bazı
beklenti ve doğrultuda devam etmesinin
temel yolu yönetimdir. Planlama-Programlama-Organizasyon-Yönetme-Düzeltme
çizgisinde yürütülen yönetim olgusu
çok önemli ve değerli görülmektedir.
Yönetim olgusunun oluşan temel kurallarının
uygulanması ve bunların yönetim pozisyonunca
bilinmesinin gerekliliği bir nitelik
sorunu olarak görülmektedir. Oluşan
yada oluşturulan düzenlemeleri, yürütme
görevi bulunanların (yöneticiler),
zamanla mevcut durumu koruma ve sahiplenme
çabalarındaki istek ve şiddet sıklıkla
gelişmeyi engellemekte ve çatışmaların
kaynağı olarak değerlendirilmektedir.
Toplumun genelinde hakim olan anlayışa
göre yönetim önemli ve ciddi bir konudur.
Yönetimde bulunan kişiler de önemli
ve değerlidir dolayısıyla da diğerlerine
göre daha güçlüdürler. Öyleyse yönetim
elde edilmesi gerekli en önemli hedeftir.
Bu anlayış çok daha işlevsel olan
yönetim sürecini görmeye ve algılamaya
engel olmuş; Devamında kötü yönetim-yönetici
tecrübeleri yaşanmıştır. Genelin beklentisinin
baş köşesinde yer alan yönetme olgusu
klasikleşmiş ve nitelik yitirerek
hazım problemleriyle birlikte daha
çok mücadele edilen, elde edilmeye
çalışılan, alınan ve istenen bir görüntüye
bürünmüştür. Bu gelişmeler konuya
daha etkili bakış tarzlarının aranmasına
ve yenilik arayışlarına yol açmış;
kuramsal metotlar ve farklı algılama
biçimleriyle birlikte varılan en önemli
bulgu liderlik kavramıyla sonuçlandırılmıştır.
Yönetimde oluşan problem ve erozyonun
giderilebileceği süreç ve niteliklerin
bulunduğu olgu olarak liderlik tanımlanmıştır.
Motivasyon, grup(takım) bilinci, kabul,
ehliyet, kişilik,… gibi çokta objektif
olmayan çoğu öznel ancak vazgeçilmezliği
tartışılmayan kavramlarında içerisinde
yer aldığı liderlik olgusu bugünün
en yaygın metodu olan seçim (artık
seçim bile liderlik kavramından uzaklaşma
eğiliminde bir dönüşüme uğramış ve
atanmışlıkla karıştırılır hale gelme
sürecindedir)kavramı ile birlikte
uygulama alanında yerini almıştır.
Günlük yaşantımızda ,kişiler arası
ilişkilerde karşımızda bir seçilmiş
yada atanmış olsun fark etmeden eğer
bir yönetici varsa ona karşı; Başkanım
kelimesi ağızlara sakız olur. Yani
benimsin seni her şeyinle kabul ediyorum,…
ama bu acaba gerçekten bir kabul mü
? yoksa “sosyal alışkanlıklarımızdan
olan” bir nezaket mi? … genellikle
ikincisi gibi inanır herkes ama birincisiymiş
gibi davranılır nedense… ait olmadığı
bir dernek te olsa, oy vermediği bir
parti de olsa , ya da aslında sevmediği
bir zat da olsa…
Bu noktada yönetici ve lider kavramları
bazen bilerek bazen de kendi menfaatine
beklentilere dayalı olarak yozlaştırılmakta
ve kişilik dejenerasyonuna uğramaktadır.
Yöneticilik ve liderlik olgularının
temel özelliklerini ve ayrılık noktalarını
değerlendirmeye alabilmenin, sağlıklı
düşünceler geliştirebilmenin tek yolu
ise bilgi eksikliğimizi gidererek
doğru yorumlar yapabilmekten geçer….
Gerçekten yöneticiler hep vardır ve
olacaktır da, ama liderler hep olmuyor
çoğunlukla, daha çok olmuş gibi davranılıyor.
Bu nedenledir ki yönetim konusu ciddi
bir problem olarak sürekli en önemli
meşguliyetimiz olmaya devam etmektedir.
Uzman Psikolojik Danisman
Abdulkerim ISIK
Rehberlik ve Arastirma Merkezi Müdürü
|