*Uzm.Psk.Danisman Abdulkerim
ISIK
Il Egitim ve Gençlik Komisyonu
Şiddet; yakıp, yok eden,
saldırgan davranışlar içeren, kaba
kuvvet ve beden gücünü kötüye kullanmayı,
bireye veya topluma zarar veren eylemleri;
taşlı, sopalı, bıçaklı, silahlı saldırıları
vb. bir çok ilişki-etkileşim tarzındaki
aşırı duygu durumunu ifade edici yaklaşımları
içerisinde barındıran bir davranış
biçimidir.
Şiddet, ayrıca, genel anlamda da öfke,
kaygı ve korku duygularının değişik
boyutlarıyla dışa yansımasıdır. Şiddet,
klasik anlamda düşünüldüğü üzere sadece
fiziksel boyutta değil; sosyal, psikolojik,
hatta ihmal ve istismar boyutunda
da değerlendirilmelidir.
İstemediğimiz-istenmeyen bu davranışı
önlemek; son zamanlarda özellikle
hayatımızın değişik alanlarındaki
ciddi düzeyde tehdit ediciliğini giderebilmek
için farklı bakış ve yaklaşımlar sergilenmektedir.
Günümüzde, şiddet unsuru daha çok
bireye ve öğrenciye yönelik sosyo-kültürel
düzenlemeleri bozucu, moral değerleri
sorgulayıcı ve deforme edici boyutlarda
da gündeme gelmeye başlamış; çocuk
ve gençlerin kendini veya başka birini
yaralamaya, öldürmeye yönelik davranışlarındaki
artış, yetişkinlerin, özellikle de
eğitimcilerin çözüm bulmaya çalıştıkları
önemli bir sorun halini almıştır.
Özellikle okullara şiddetin ve şiddet
görüntülerinin sıçramasıyla, konu
öncelikli olarak irdelenmektedir.
Çocukların ve gençlerin potansiyellerini
geliştirebilmeleri, kendilerini yarınlara
hazırlayabilmeleri, iyi bir insan,
iyi bir yurttaş, bilinçli bir üretici
ve tüketici olabilmelerinde okulların
güvenli olması temel koşuldur. Okulların
güvenli olması öğrenci, öğretmen,
yöneticiler ve diğer okul görevlilerinin
sorumluluklarını en iyi bir şekilde
yerine getirmelerini sağlar. Okul
içinde ve dışında yaşanan şiddet olayları,
okuldaki güvenlik sorunlarını gündeme
getirmiştir.Eğitim ortamında sorunlara
erken müdahale ve özellikle problem
oluşmadan önlenmesine yönelik gelişimsel-önleyici
yaklaşım esas alınmalıdır. Yansımalarıyla
okullarımızda şiddet, zorbalık, saldırganlık
vb. olayların arttığı görülmektedir.
Öğrencilerimizin ve ailelerimizin,
güven ortamı içinde eğitim kurumlarına
devam edebilmelerini sağlamak ve eğitimden
istenen başarıyı elde edebilmek amacıyla
koruyucu ve önleyici çalışmaların
önemi artmaktadır.
İlimizde bu sorun, sorunun yansımaları
boyutunda, eğitim bileşenleri ile
birlikte değerlendirilmiş olup; Genel,
İlköğretim ve Ortaöğretim konu başlıklarında
ele alınmış, sorunların kaynağına
inilerek çözüm önerileri sıralanmıştır:
Genel anlamda sorunlar ve çözüm önerileri:
1.İlimizde okul ve
şiddet ilişkisine bakıldığında, sorunun
okul içinden ya da okul öğrencilerinden
daha çok okul dışında ve çevresinde
zararlı-yanlış amaçlarla oluşan grupların
etkisiyle yaşandığı; ayrıca önemli
oranda şiddete karışan bireylerin
bunu bir yaşam tarzı ve sorun çözme
metodu olarak kullandıkları müşahede
edilmektedir. Bu konuda toplum bilinci,
sorun çözme, akran iletişimi ile ilgili
detaylı ve çok faktörlü çalışmalar
planlanmalıdır.
2.Şiddet olayları ile ilgili risk
grupları konusunda, ilgili birimlerde
ortak bir bakış ve anlayışın oluşturulması
gerekmektedir. Bu konuda Valiliğimiz
görevlendirmesi ile sorunun tanımlanması
ilgili kurumlara yaptırılarak il düzeyinde
paylaşılması sağlanmalıdır.
3.Şiddet olaylarının bir çoğunda;
güvenlik-emniyet tedbirlerinin yetersizliği
ile ilgili sorunlar tespit edilmiştir.
Riskli görülen tüm okulların çevresinde
ve okul giriş-çıkış saatlerinde yeterli
emniyet tedbirleri alınması amaçlı
görevlendirmeler Emniyet Müdürlüğü’nce
yapılmalı; ayrıca tüm okullarımıza
İl Özel İdare bütçesi imkanlarıyla
“özel güvenlik görevlisi” tahsis edilmelidir.
Okul önlerinde gereksiz zaman geçirerek
şiddet kültürüne ortam hazırlayan
kişilerin ortamdan uzaklaştırılarak,
rahat hareket etmesi önlenmelidir.
4.Aile kurumunda ve gençliğimizin
manevi değerler yapısında ciddi dejenerasyon
ve bozulmaların önlenmesine yönelik
daha etkili çalışma ve tedbirlerin
alınması gerekmektedir. Aile bağları
güçlendirilmeli ve ailelerimizin bilinç
düzeyinin arttırılması için gerekli
çalışmalar yapılmalıdır.
5.Aile içi geçimsizlik, ihmal ve istismarın
çocuk ve gençler için ciddi risk faktörleri
oluşturduğu dikkate alınarak; sosyal
destek sağlanmalı ve uzman kurumların
desteği için tüm imkanlar seferber
edilmelidir. (Sosyal Yardımlaşma ve
Dayanışma Vakfı, Sosyal Hizmetler,
Sağlık)
6.Bu tür çalışmalarda kurumsal işbirliğinin
arttırılması sağlanarak, ilgili tüm
kurumların katılımı ve etkileşimine
fırsat tanınmalıdır. Şiddet ve Okul
konusunda, Milli Eğitim, Emniyet,
Belediye, Müftülük, Gençlik ve Spor,
Medya ve STK bileşenlerinin sorumluluk
ilişkisi aranmalıdır.
7.Kafe ve Internet kafeler, şiddet
eğilimlerinin yaşatıldığı ve yayıldığı
ortamlar olarak olumsuz katkı yapmaktadırlar.
Kontrol ve denetimler öncelikle yerel
düzeyde sağlanmalı ve konu ile ilgili
uzman görüşleri doğrultusunda söz
konusu mekanlar için düzenlemeler
istenmelidir. Ayrıca okullarımızın
Web tabanlı programlar kullanarak
interneti bilinçli ve yararlı bir
etken olarak eğitim yaşantısına katması
yararlı olacaktır. Böylece aile ve
öğrenci gerektiğinde internet kafede
bile eğitsel amaçlı kullanımlar yapacaktır.
8.Tekli sigara satan esnaf ve 18 yaşından
küçük çocuklara zararlı madde satışı
yapanlar ile ilgili yerel yaptırımlar
belirlenerek hızla devreye sokulmalıdır.
9.Yerel basının şiddet konusundaki
yayın politikası ile ilgili ortak
bir anlayış konusunda çalışma yapılmalı,
uzman görüşüyle, toplum yararı-çocuk
ve gençliğin korunması hassasiyetleri
esas alınmalıdır.
10.Boş zamanların etkili ve verimli
değerlendirilebileceği sosyal-sportif
alanlar ile ilgili düzenlemeler mahalli
düzeyde Belediye Başkanlığınca yapılmalıdır.
Düzenlenen ortamlara kurumlardan organize
edici gerekli resmi uzman görevlendirmeleri
yapılmalıdır.
11.İlimizde “İl Eğitim ve Gençlik
Komisyonu” çalışmalarını 1996 yılından
bu yana aynı amaçla yürütmektedir.
Söz konusu komisyon kuruluş amaçlarından
olan bu çalışmalarını okul ve şiddet
konusunu kapsayarak sürdürmelidir.
12.İl Müftülüğünün, Cuma günleri hutbe
ve vaazlarda, basın kuruluşlarının
da periyodik yayınlarında şiddeti
önleyici mesaj ve spot vurgular yapması
sağlanmalıdır.
İlköğretim ve ortaöğretim okulları
boyutunda sorunlar ve çözüm önerileri
:
1.Okullarda aile ve öğrenci eğitimi
çalışmalarına hız verilerek beklenen
davranış-becerilerin kazandırılması
sağlanmalıdır.
2.Okullarda uzman görüşü de alınarak
kamerayla takip sistemlerinin kurulması
için gerekli alt yapı hazırlanmalı
ve risk ortamları öncelikli olarak,
çalışmalar başlatılmalıdır.
3.Kalabalık okul ve sınıf ortamları,
öğretmenlerin yeterli çalışmasını,
dolayısı ile eğitim çalışmalarını
olumsuz etkilemekte ve kontrol, etkileşim
zorlaşmaktadır.
4.Okul çevrelerinde ve yakınlarında
suç işlemede kullanılan araç ve aletler
serbestçe satılmaktadır. Bu konuda
engelleyici tedbirler alınmalıdır.
5.İlköğretim Kurumlarında yer alan
Yöneltme Yönergesinin Valilik düzeyinde
alınacak bir kararla Ortaöğretim kurumlarında
da dikkate alınmasının sağlanması
ve mesleki-teknik eğitime yönlendirmenin
eğitsel-yönetsel boyutta desteklenmesi
gerekmektedir.
6.Ortaöğretim okullarında bir çok
disiplinsizlik sorununun kaynağında
ve kontrolün zorlaşmasında, Sınıf
Geçme Yönetmeliği ile öğrenci affının
etkili olduğu düşünülmektedir. Ortaöğretimde
uygulamadaki Öğrenci Disiplin Yönetmeliğinin
acilen güncellenmesi gerekmektedir.
7.Okul-aile işbirliğinin arttırılması
öncelikli bir problem olarak yaşanmaktadır.
Özellikle velilerin bir çok konuda
yeterli donanıma sahip olmaması önemli
bir eksiklik olarak yaşanmaktadır.
8.Köylerden ve kırsal kesimden şehir
merkezlerine gelerek, olumsuz ortamlarda
ev kiralayarak okumaya çalışan öğrenciler
için Kız ve Erkek Öğrenci Yurtları
açılmalıdır.
9.İl genelinde öğrencilerimizde; Milli,
Manevi ve Kültürel değerlerin desteklenmesi
için çalışmalar-etkinlikler hazırlanarak
ortak anlayışla yürütülmelidir.
10.İl düzeyinde alınacak bir uygulama
kararı ile tüm okullarda öğretmenlerin,
değişik sorunlara sahip olduğu belirlenen
öğrenciler ve aileleriyle bireysel
boyutlara kadar indirgenebilecek iletişim
ve ilgilenme uygulamalarının başlatılarak
eğitim sürecine olumlu katkıların
sağlanması gerçekleştirilmelidir.
11.Orta ve uzun vadede yapılacak çalışmalar
arasında “gerçek ve imaj” arasındaki
ayrımı yapamayan çocukların, şiddet
içeren yayınlardan ne derece etkilendiği
saptanmalıdır. Medyanın, çocukların
ve gençlerin ruh sağlığını olumsuz
yönde etkileyecek yayınlara geçit
vermemesi gerekmektedir. Yeni düzenleme
ile getirilen basın ombudsmanlığı
belirtilen hassasiyeti de içermeli
ve sadece basın içerisinden değil
alan uzmanlarını da kapsamalıdır..
12.Çocuklar günümüzde daha erken yaşta
fazla şiddete uğrama riski ile karşı
karşıyadır. Özellikle okul servislerinde
6 yaşındaki çocuk ile 15 yaşındaki
çocuk beraber okula gitmektedir. Sadece
ekonomik kazanç elde etmek isteyen
servis şirketleri şiddete göz yummaktadır.
Servislerde bulunması gereken koşullar
yerine getirilmemektedir. Okul servisleri
konusunda sıkı denetimler getirilmelidir.
Servis sorumlularına gerekli her türlü
eğitim konusunda paket eğitim programı
zorunlu kılınmalıdır.
13.Bazı özel okullarda ve dershanelerde
okulun prestiji, öğrenci kaybı ve
ekonomik kaygılar nedeniyle yaşanan
olumsuzluklar kapatılmaya çalışılmaktadır.
İşte bu kişisel ve kurumsal kaygılar,
duygusal ve fiziksel olarak kendilerini
yetişkinler kadar koruma yeteneğine
sahip olamayan çocukları olumsuz etkilemektedir.
Kısaca özetleyecek olursak:
Okulda şiddet olaylarına
karşı yapılması gereken, tüm toplumsal
kurumların “çok kurumlu” yaklaşım
içinde çalışması gerekmektedir.
Eğitim-öğretim etkinliklerinin
başarılı bir şekilde yapılabilmesi
okulların fiziksel ve psikolojik olarak
güvenli olmasını gerektirmektedir.
Güvenlik kaygısı, öğretmenin ve öğrencilerin
performansını düşürür. İlgisizlik,
bilgisizlik, yetersizlik ve çaresizlik
okulda şiddet sorununu artırmaktadır.
Fiziksel önlemler sosyal önlemlerle
desteklenmediği sürece okulda şiddetin
devam etmesi muhtemeldir.
Günümüzde okullardaki şiddetin artması,
yarınımızın toplumu hakkında da işaretler
vermektedir. Yarının, şiddetten uzak
bir toplum olması için okulların farklı
bireylere, bir arada, barış içinde
yaşamayı öğreten kurumlar olması gerekmektedir.
Öğrenciler arasındaki çatışmaların
uzlaşmaya dönüştürülebilmesi, bireyler
arasındaki farklılıkların çatışma
değil, toplumsal zenginlik kaynağı
haline getirilmesi hedeflenmelidir.
Toplumsal anlamda kültürel kimliğimizden
uzaklaşma ve varlığımızın çimentosu
manevi değerlerin giderek zayıflaması
seyredilemeyecek kadar pahallı bir
süreçtir. Bu hedef, başta aile, okul,
toplum, toplumsal kurumlar ve siyaset
tarafından belirlenecek ortak vizyon
ve misyonlarla gerçekleştirilebilecek
bir idealdir.