| YIL SONU DEĞERLENDİRME RAPORU
Psk. Dan. İdris BİLEN
idrisbilen@gmail.com
Bugün diyebilir miyiz ki:
Benim okulumda hiçbir problem yok, her şey yolunda;
Tüm öğrencilerim sorumluluklarının farkında;
Akranları, aileleri ve öğretmenleri ile etkili iletişimler kurabilmekte;
Öfkelendiğinde kendini kontrol edebilmekte ve şiddet eğilimleri göstermemekte;
Herhangi bir problemle karşılaştığında etkili problem çözme yollarını bilmekte;
Kendi kararlarını kendisi verebilmekte;
Gideceği bir okulu, üniversiteyi ya da bir mesleği kendi tercihleri doğrultusunda araştırarak, bilinçli bir şekilde seçmektedir?
Peki kaç öğrencimiz ergenlik dönemindeki gelişim özelliklerinin farkında;
Stres, kaygı ve yoğun duygusal yaşam olaylarıyla mücadele etmeyi bilmekte;
Yetenek, ilgi ve becerilerinin farkında;
Zamanı etkili ve planlı bir şekilde kullanmakta?
Ve gerçekten kaç öğrenci üstünden gelemeyeceği, tek başına halledemeyeceği herhangi bir problemi olduğunda “Psikolojik Danışma” yardımı alabilmek için hiç tereddüt etmeden bize gelmesi gerektiğini bilmektedir?
Söyler misiniz bana kaç öğrenci?
Evet, “Kaç okul?” demiyorum; “Kaç öğrenci?” diyorum. Çünkü biliyorum bir okuldaki tüm öğrencilerin aynı farkındalık düzeyine ulaşamayacağını ve beklemiyorum bir okuldaki tüm öğrencilerin problemsiz olmasını…
Lakin bugün Türkiye’nin her yerinden neden çatlak sesleri geliyor?
Okulların kapanmasına az bir zaman kala ve sıcakların da etkisiyle okullarımızda ciddi sarsıntılar, boşluklar ve çatlaklar mı oluşmakta yoksa?
Yaşadıklarımız, gördüklerimiz ve izlediklerimiz bir yana şu son yıllarda Medyanın bir marifetmiş gibi her gün farklı bir okulda farklı bir haberi abartarak anlatması maalesef olumsuz modellemeyle en ücra köşelerdeki okulları bile içine alarak bir çığ gibi büyüdüğünü görüyoruz.
Bununla birlikte, üzülerek ifade etmeliyiz ki, gençlerimiz son zamanlarda ciddi bir ahlaki erozyonla karşı karşıyadır. Uyuşturucu ve alkol emniyet raporlarına göre ilkokul sıralarına kadar inmiş, sigara, çeteleşme adeta sıradan bir vaka haline gelmiştir. Ahlaki değerlerden yoksun yetişen yavrularımız her türlü ahlaksızlığı çevresinde müşahede etmekte, yaşamakta ve hatta bir kısmı maalesef fuhuş bataklığına bile sürüklenmekten kurtulamamaktadır.
Buradan felaket tellallığı yapmayacağım elbet; lakin her gün farklı bir okulda farklı bir olayın çıktığını görmekteyiz. Bu konuda ne kadar acil eylem planları yapılırsa yapılsın, nihayetinde problem kendini gösterdikten sonra ortaya konan çözümler çok da şey değiştirmiyor. Nihayetinde okul önlerinde uyuşturucular satılmaya devam ediyor. Liseli gençler her gün yeni bir yüzle gösteriyorlar kendilerini.
Sadece okullarda değil; her nerede olursa olsun kişi, olumsuz bir yaşantıyı gördüğünde her nedense onu daha kolay modellemektedir. Buna rağmen olumsuz yaşantıları ortadan kaldırmak, model olmalarını engellemek yerine; her yönüyle olumlu etkiler gösteren namazı, çok büyük bir tehlike olarak gösterir ve bu insanların manevi değerleri ile uğraşılırsa, her okula değil; her öğrenciye bir Psikolojik Danışman atanmış olsa da hiçbir şey değişmeyecektir.
Sonuç olarak Yıl Sonu Değerlendirme Raporu kabilinden diyorum ki:
Uğraşacak başka hiçbir şey kalmadı mı?
Okullarda verilen eğitimleri, dersleri, notları değerlendirelim. Yapılan yanlışları, eksikleri tartışalım. Çocuklarımızın daha iyi bir eğitim-öğretim alabilmeleri için onları rahatsız eden, tehlikeye sokan her ne var ise el birliğiyle yok edelim.
Ve…
Bir okuldan beklediğimiz şey sadece başarı olmamalıdır. Kaç öğrencinin OKS ya da ÖSS ile başarıya ulaştığı, falanca liseye veya üniversiteye gitmesiyle değerlendirilmemelidir yıl sonu.
Başarılı öğrencilerle ilgilenildiği kadar, diğerleriyle de ilgilenilse ve her öğrencinin ilgi, beceri ve yetenekleri doğrultusunda adımlar atılsa geleceğimiz açısından çok daha verimli sonuçlar elde ederiz.
Ayrıca bu çocuklara okulda sadece öğretim değil; hayatın her yönü ile ilgili eğitimler de verelim. Benim kendi kanaatim, okullarda sadece öğretim veriliyor. Öğretmen derse giriyor, müfredat gereği konusunu işliyor, yazılı, test ve sınavlarını uygulayıp sonuçlarını değerlendirip karnelere geçiriyor, o kadar. Aksi örneklerine de şahit oluyoruz; ama genel durum böyle.
Sınıfındaki problemli öğrencileri görmeyen, gözlemlemeyen, görse de umursamayan o kadar çok öğretmen var ki…
Şimdi bir eğitim-öğretim yılının daha sonuna yaklaşırken şöyle bir düşünelim:
Bu yıl kaç öğrencinin elinden tuttuk, ona gerçekten hem eğitim hem de öğretim düzeyinde bir şeyler verdik? Kaç öğrenciyi kötülüklerden, her türlü yanlış alışkanlıklardan, saplantılı düşüncelerden, içinden çıkamadığı ruhsal ve duygusal çıkmazlardan kurtardık?
Kaç öğrenci?
|